yolda

merhaba.
aylardir buranin tozunu almiyorum. halbuki surekli yazacagima kendim dahil cevremdeki herkesi inandirmistim.

subat 2017'den bugune kadar, oraya ya da suraya karalamis oldugum "seylerin" minik bir derlemesini yaptim. tam olarak bir isim, kategori bulamadim bu yaptigim seye. kesik cumleler toplulugu falan, olabilir mi? belki. 
zorlamayalim ama bunu. birakalim daginik kalsin.
simdi bir bakalim.


1: hayatimda hicbir duzenimin olmadigi bir periyotta sesli kitaplar'dan tolstoy-itiraflarim'i dinlerken yan sekmede kuzey isiklarini gorebilmek icin ne kadar paraya ihtiyacim oldugunu arastirdigim o gece
2: her seyin guzel olacagini bu kez benim ablama soylemem
3: sabaha karsi hirpalanmis bir sokak kopegini sevip ileriye donuk planlar yaparken ayazin bileklerimi bicak gibi kesmesi
4:anatomi calisirken sabahladigim etut odasinda babami 6 aydir hic gormedigimi dusunurken isigin artik gozlerimi yakmasi
5: iki saatlik uykuyla dahi dinamikligimi, sabrimi, tahammulumu ve istegimi koruyabiliyorken 20 yil sonra bunlari yitirecek olmam
6: yillar sonra artik duygulardan ve maneviyattan uzaklasip materyalist bir insan oldugumu idrak ederken icmeyi unuttugum cayin sogumasi
7: ankara universitesi'nde kaldigi yurt odasi soguk oldugu icin yataginda parkasi ve postallariyla uyuyan babamin okuldan birincilikle mezun olmasi
8: zor yuruyen yaslilarin ortasindan ayagimda bir cift topuklu botla kosarak gecmemin verdigi mahcubiyet hissi
9: sokak muzisyenlerinin cevresinde toplanan insanlarin hep birlikte muzigi dinliyor olmalarinin belki de bulusabilecekleri tek ortak payda olmasi
10: bir kis aksami kalabalik ve gurultulu caddenin basindaki metroya hizlica girdigim an beynimde yankilanan basinc ve telasli insanlarin kokusu

11: halinin altina supurdugum bazi gercekler
12: bazi anlarda bogazimda olusan bazi dugumler 
13: kulakliklarimi ve bu dugumleri cozemiyor olusum
14: soylemedigim"seyleri unutamiyor olusum
15: babamin yuzunde ilk defa hayalkirikligi yarattigim o yaz tatilini aklimdan silip atamiyor olusum
16: hayatin koselerine surekli carpip dusuyor olusum

17: kucukken, cok kucukken, koridorda yere yatip anlamini dahi bilmedigim halde "gazeteci" olmaya karar verdigim o gun
18: yillar yili kancasina takilip kaldigim, bilmedigim her seyin pesinden gitme hastaligi, bitmek bilmeyen heyecanlarim, tatmin edemedigim merakim, kesfetmenin/kesfedebilmenin verdigi ozgurluk hissine duydugum hayranlik
19: 19 yasinda hisarustu'nde yokus asagi it gibi kosarken arkama bakip gulmem
20: mutlu ailelerin kendilerine ozgu mutsuzluklari

21: arabayi geceye dogru surmen 
22: kalbin gibi kirpiklerin de hareketsiz
23: gorunen yildizlar degil, senin sinir sistemin

24: hayatin tasvip edilmeyen taraflari

25: en son ne zaman kirli bir sokak kopegini cekinmeden sevdin
26: en son ne zaman kirli bir sokak kopegini sevdikten sonra kirlenen ellerini silmedin

27:            ne zaman yere dusup bir yerinizi kanattin
28:            ne zaman islak balkon tasina corapla bastin
29:            ne zaman bir yere ait olabildin
30:            ne zaman kendine yabancilastin


31: aidiyet duygusundan yoksun olmak, yollarda olmak, ruyalar 
gormek, tekrar yola cikmak, aramak, bulmak, kovalamak, yere dusmek, kaybetmek.
kaybetmek soguk mermerin ustune dosenmis ince, sert bir halida yatmak gibiydi,insanin ruhunu issizlastirirdi, insani kendinden uzaklastirirdi, hircin biri yapardi. insan kendine yabancilasabilir miydi? sahi, sen en son ne zaman kendine yabancilastin? (maddde 30)
32: aidiyet duygusundan hala yoksundum, yollar bir yere varmiyordu, artik ruya bile gormuyordum, yine de ariyordum, ruzgarin gittigi yere dogru kosuyordum, yere dusuyordum, ardindan kalkip ruzgari kovalamaya devam ediyordum.
bu sirada, bazi seyleri fark ettim.
kalp kirikligindan insanlar olebilirdi. yurunen bu yollar avuc iclerime cizikler atiyordu. bazen ölümün bile sessizce kutlanabildigini ogrendim, dahasi gordum. kilometrelerce ilerisine gidemedim. fakat benden ilerdeki ablamin ellerindeki ciziklerde saman tarlalarini, 
aksam oldugunda kizila calan gokyuzunu, 
icinden sessizce gecip gittigi puslu geceleri,
asfalta dusup dizini kanatisini,
1 yas daha aldigi gunleri gordum. 

ve butun dunyayi dolasiyorduk. 
ablamin arkasindan avaz avaz bagiriyordum. gulusuyorduk. babamsa gozden kaybolmustu. sanirim o, Kuzey isiklarina bizden cok once varmisti. Kuzey isiklarindan sonra ne geliyordu peki? etrafimdaki butun ciziklere bakmistim, bilmiyordum. ve babam cok uzaklardaydi. yol cok uzundu. hayal edemiyordum. gozumu gorebildigim en ileri noktaya dikip daha ilerisini gormeye calisiyordum. merak ediyordum, uykusuzdum, gunde 3 litre kahve iciyordum ve alabildigine dolu dizgindim. 
bir bisiklete binip daha fazla ilerlemeyi denedim. tozlu yolun ustunde hizla pedallari cevirirken mesafeler altimdan kayip gittikce daha da buyuyen bir hal aliyordu. sanki gecmise dogru surukleniyordum. bu yol her gecen gun beni hircinlastiriyordu. kaslarimi catmaktan basim agrimisti. 
ablamsa, guluyordu.
evet, kimi zaman mesafeler ve yuksek daglar beni aptala cevirirdi. bu yollarin bir sonunun gelmeyecegini anladigim gun gerceklik algim tipki uzay boslugunda suzulen bir goktasi gibi, hiclige dogru akmaya basladi. 
ve ben de kosmaya basladim. nereye yetismem gerektigini bilmiyor olsam bile kosmak zorundaymis gibi hissediyordum. hatta buna ihtiyacim vardi.
dahasi, bundan haz alıyordum.

Comments